Fetva vermenin mesuliyeti

Views:
1

Sual: Kur’ândan ve hadîsten okuyup fetva veriliyor. Bunlar fetva olur mu daha doğrusu fetva nedir?
Yanıt:
Fetva demek, herhangi bir şeyin İslâmiyetin hükümlerine uygun olup olmadığını bildirmek anlama gelir. Yalnız, uygundur yada caiz değildir demek, fetva olmaz. Bu cevabın, hangi fıkıh kitabının, hangi yazısından alındığını da bildirmek lazımdır. Fıkıh kitaplarına uymayan fetvalar yanlıştır. Bunlara bağlanmak caiz değildir. İslâm bilgilerini öğrenmeden, bilmeden, âyet-i kerime yada hadîs-i şerif okuyup da, bunlara kendi kafasına, kendi görüşüne nazaran mana verenlere İslâm âlimi denmez. Bunlar Beyrut’taki papazlar şeklinde, Arapça bilen bir tercüman olabilir. Ehl-i sünnet âlimlerinin anladıklarına ve bunların yazdığı fıkıh kitaplarına uymayan sözleri ve yazıları Allahü teâlâ beğenmez. İbni Âbidînde buyuruluyor ki:
“Fasıkın müftü olması uygun değildir. Bunun verdiği fetvalara güvenilmez. Bu sebeple fetva vermek, din işlerindendir. Din işlerinde fasıkın sözü kabul edilmez.”

Sual: Fetva ne anlama gelir?
CEVAP
Fetva, bir hususun dine uygun olup olmadığını, hangi fıkıh kitabının neresinden alındığını bildiren yargı anlama gelir. Mehazını göstermeden caiz yada caiz değil demek fetva olmaz.

Fetva veren Müftinin müctehid olması gerekir. Müctehid olmayan kimse müfti yapılırsa, bunun müctehidlerin bildirdiklerini okuyup, öğrenerek bu tarz şeyleri söylemesi gerekir. (İbni Hümam)

Müctehid olmayan kimse bir hadis işitince, bu hadisten kendi anladığına uyarak amel edemez. Mezhebindeki müctehidlerin verdiği fetva ile amel etmesi gerekir. (Kifaye)

Cengiz Han, Fatımiler ve hatta Abbasiler zamanında, haramlara caiz diyen müftü adını taşıyan devlet memurları vardı. Bunların yanında bir kısmı da hakkaten İslam müftisi idi. Bir kısmı ise, o zamanki hükümdarın arzusuna nazaran konuşurlardı. İslam müftileri, Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını bildiren âlimlerdi. Müftü denilen devlet memurları ise, esasen dini bilmezlerdi. Allahü teâlânın yasak etmiş olduğu bir şeyi, hükümdar emretmiş ise, (Bunu yapmak caiz değil) demezlerdi. Ya da bir zalim, Allahü teâlânın emrettiği bir şeyi yapmamış olsa, (Bunu yapmak gerekir) diyemezlerdi. Böylece müslümanları günaha ve büyük felaketlere sürüklemişlerdi. Bu şekilde uydurma fetvaların verildiği zamanlarda, dinini kayıran müslümanlar, âlimlerin yazdığı fıkıh ve ilmihâl kitaplarına uyup dinlerini kurtardılar.

Yanlış fetva vermek
Sual:
Dinî suallere yanlış yanıt vermenin vebali nedir?
CEVAP
Bunun vebali oldukca büyüktür. Harama helal yada helale haram diyen küfre girer. Müctehid olmayanın, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden anladığına nazaran fetva vermesi caiz değildir. Bu sebeple âyet ve hadislerden dört mezhebin müctehidleri, değişik hükümler çıkarmıştır. Onun için hepimiz, kendi mezhebine uymalı, kendi mezhebindeki âlimlerin verdiği fetvaları bildirmelidir. Bilmeden, kitaba bakmadan, caizdir yada caiz değildir demekten oldukca sakınmalı! Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Fetva vermeye en cüretli olanınız, ateşe girmeye en cüretli olanınızdır.) [Darimi]

Haramdan korkmayan cahildir. Nitekim (Bilgisiz, cüretkâr olur), şu demek oluyor ki, (Bilgisiz, günah işlemekten korkmaz) denmiştir. Yanlış fetva vermek büyük günahtır. Bir hadis-i şerif meali:
(Bilmeden fetva verene, yerdeki ve gökteki melekler nalet ederler.) [İ. Lal, İ. Asakir]

(Cehennemde zebaniler, günahkâr hâfıza, puta tapandan daha oldukca azap yapar; şu sebeple bilerek meydana getirilen günah, bilmeden meydana getirilen günahtan daha kötüdür.) [Taberani]

(Ümmetim, fena âlimler, bilgisiz abidler yüzünden helak olur. Kötülerin en kötüsü fena âlimlerdir. İyilerin en iyisi de iyi âlimlerdir.) [Darimi]

(Sizin için Deccalden daha oldukca, sapık imamlardan korkuyorum.) [İ. Ahmed]

Kendine sual sorulan, bilmiyorsa, “bilmiyorum, kitaplara bakayım, bulursam söylerim” demeli! Bilmiyorum demek ilimdendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Üzeyrin ve Zülkarneynin Peygamber olup olmadığını bilmiyorum. Hazret-i Cebrail gelinceye kadar, oturulacak yerlerin en iyisi ve en kötüsünün ne işe yaradığını soranlara “bilmiyorum” dedim. Cebrail de, “bilmiyorum” dedi. Nihayet Allahü teâlâ bildirdi ki, “Oturulacak yerlerin en iyisi camiler, en kötüsü de sokaklardır.“) [Ebu Davud]

(Bilmiyorum demek de ilimdendir.) [İbni Mace]

(Âlimim diyen cahildir.) [Taberani]

(Ahir zamanda, âlim ve ilim azalır, cahillik artar. Bilgisiz ve sapık din adamları, yanlış fetva vererek fitne çıkarır, doğru yoldan saptırırlar.) [Buhari]

(Ümmetim, fena din görevlilerinden oldukca zarar görecektir.) [Hakim]

(Ehli olmadan yanlış fetva veren, hainlik etmiş olur.) [Ebu Davud, Hakim]

(Allahü teâlâ, âlimleri almak suretiyle bilimsel ortadan kaldırır. Âlim kalmayınca da, cahiller bilmeden yanlış fetva verir, hem kendilerini, hem de başkalarını sapıtırlar.) [Buhari]

Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:
Bilmiyorum, demek ilmin yarısıdır. Tanrı rızası için bilmediği bir hususta, susanın almış olduğu mükafat, bilmiş olduğu hususta konuşanın almış olduğu mükafattan azca değildir. Bu sebeple cehaleti kabul etmek nefse oldukca ağır gelir. (Şabi)

Şeytanı en oldukca kahreden şey, âlimin “bilmiyorum” demesidir. Şeytan, “Bunun susması benim için, konuşmasından daha zararı dokunan” der. (İbrahim Edhem)

Hakiki âlim, suali cevaplandırırken, kıyamette, “bu cevabı hangi kitapta buldun” diye sorulacağından korkan zattır. (Hakim Nişapuri)

Hazret-i Cabir anlatır:
Yolculukta, arkadaşlarımdan birinin başı yaralandı. Oradakilere sordu:
– Muska yapmak caiz olur mu?
Oradakiler dedi ki:
– Caiz olmaz, başını yıka!
O da başını yıkayınca öldü. Medine’ye ulaşınca, Resulullah efendimize haber verdik. Buyurdu ki:
(Allahü teâlâ, onun ölümüne sebep olanları öldürsün. Bilmediklerini niçin sorup öğrenmediler? Cehlin ilacı, sorup öğrenmektir!) [Mişkat]

Bu zatlar, daha oldukca bilenlerden sormadan, kendiliklerinden fetva verdikleri için, oldukca sert sözle karşılaşıp, kendilerine, (Allahü teâlâ, onları öldürsün) buyurulunca, şimdi din adamı geçinen bir kimsenin İslam âlimlerinin kitaplarını okumadan, kendi boş kafası ve kısa görüşü ile Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere mana vermeye kalkışmasına, böylece, müslümanların dinlerini, imanlarını bozmasına ne denileceği meydandadır.

Bu şekilde hiç kimseye, din, inanç hırsızı demek yerinde olur. Allahü teâlâ, hepimizi bu şekilde din hırsızlarının zararlarından muhafaza buyursun!

Dinini öğrenmek için sual soranlara, yanıt vermemenin vebali büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sual sorulan kimse, bilmiş olduğu halde yanıt vermezse, kıyamet gününde ağzına alevden bir gem vurulur.) [Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace]

(Âlimin bildiğini söylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helal değildir. Bu sebeple Allahü teâlâ, “Bilmiyorsanız, ilim ehline mesele” buyuruyor.) [Taberani]

İlmin kıymetini bilmeyene, ilim öğretilmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İlmi layık olmayana öğreten domuzun boynuna yakut, inci ve altın takana benzer.) [İbni Mace]

(Biz Peygamberler, her insana, seviyesine nazaran işlem yapmak ve anlayabileceği şekilde hitap etmekle emrolunduk.) [İ. Gazali]

(Aklın almayacağı şeyi söylemek, fitne olur.) [İbni Asakir]

Hazret-i Ali, göğsünü işaret edip, (Burada istediğiniz kadar informasyon vardır. Sadece bunu taşıyabilecek biri olsa, hepsini ona anlatırım) buyurdu.

Insanın biri bir âlime ince bir sorun sordu. Âlim yanıt vermeyince, o kimse dedi ki:
– Sen, (İlmini gizleyene Allahü teâlâ alevden gem vurur) hadis-i şerifini bilmiyor musun?
– Eğer anlattıklarımı idrak edebilecek biri sorar da söylemezsem, o vakit bana gem vurulur.

Kur’an-ı kerimde, (Sefihlere, akılsızlara malınızı vermeyin) buyuruluyor. Mal verilmezse, ilim asla verilmez. Ona ilim vermek fitneye sebep olur. (İhya)

Sual: Din adamının kendi görüşlerini din diye anlatması, yanlış fetvalar vermesi mümkün müdür?
Yanıt: Tenbîh’de ve Muhtasar-ı tezkire’de yazılı hadis-i şeriflerde;
(Kıyamete yakın ilim azalır, bilgisizlik artar.)

(İlmin azalması, âlimlerin azalması ile olur. Bilgisiz din adamları, kendi görüşleri ile fetva vererek fitne çıkarırlar. İnsanları doğru yoldan saptırırlar.) buyuruluyor.

Bu hadis-i şerifler, ahir zamanda, bilgisiz, fasık ve sapık din adamlarının çoğalacaklarını, Müslümanları aldatacaklarını haber vermektedir.

Sual: Bir kimsenin, âyet ve hadislere kendi anladığına nazaran mana vererek fetva vermesinin, kendisine ve buna inananlara ziyanı olur mu?
Yanıt: Müctehid olmayan din adamlarının, kendilerini müctehid sanarak, âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere manalar vermeye kalkışmaları ile yada kendi görüşleri ile söyledikleri inanç, inanç bilgisi, açık bildirilmemiş yada her insanın işitmediği bilgilerden olsa bile, yanlış olursa, bu şekilde yanlış inananların imanı gider. Örneğin, Resulullah efendimizin miraca çıktığına ve mezar sualine, ictihad yolu ile inanmayan bir müctehid, bidat sahibi olur. Kendi aklı, görüşü ile inanmayan müctehid olmayan bir din adamı ise, din bilgilerine kıymet vermemiş olacağından, imanı gider, kâfir olur.

Bir önceki yazımız olan Fıkıh ilmi ve önemi başlıklı makalemizde onemi hakkında bilgiler verilmektedir.

14 defa okundu

Kontrol Et

Şık ve güzel giyinmek

Views:1 Sual: Zenginin eski elbise giymesi uygun mudur?CEVAP Resulullah efendimiz, eski elbiseli birine, (Malın yok …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

escort beylikdüzübeylikdüzü escortescort beylikdüzüescort beylikdüzüistanbul escort