Yol levhası olmak

Views:
1

Sual: İnsanlarla emr-i maruf için tartışıyorum, asla birine hakkı kabul ettiremiyorum. Dediklerimi kolayca kabul ettirmenin bir yolu yok mudur?
CEVAP
Münakaşayla, tartışmayla asla hiç kimseye hak yolu kabul ettiremeyiz. Hidayete kavuşturan Allahü teâlâdır. Bizim yapacağımız şey, doğru yazılmış bir din kitabını vermektir. O büyük âlimlerin kutsal sözleriyle hakkı kabul etmezse, bizim sözümüzü iyi mi kabul eder? Biz, yol gösteren trafik levhası şeklinde olmalıyız, büyüklerin sözlerini kısaca kitaplarını, kendi sözümüze tercih etmeliyiz. Yalnız doğru kitapları göstermeli, gerisine karışmamalıyız.

İzin verilen öğrenci
Sual:
Eskiden, İslamiyet’i yaymak için izin verilen talebenin, evliya olması gerekir miydi?
CEVAP
Hayır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Sevdiklerimizden birine, talebeyi yetiştirmek için, izin vermekten maksat, imanın gevşediği, oldukca kimselerin yoldan çıkmış olduğu, din bilgilerinin unutulmuş olduğu, bu fırtınalı zamanda, Müslüman evlatlarına Tanrı yolunu göstermesi, kendisinin de, talebesi ile uğraşırken, onlarla beraber, ilerlemesi içindir. Bu inceliği iyi anlamalı ve ömürde geri kalan birkaç günlük fırsatta, emek vererek, öğrenci ile beraber, nimete kavuşmalıdır. Yoksa, bu izni, büyüklük ve olgunluk alameti sanıp, maksattan yoksun kalmamalıdır. (1/217)

Kitap vermek
Sual:
Bid’at yolda olan arkadaşıma, yanlış yolda bulunduğunu anlatmak gerekir mi?
CEVAP
Ona senin yolun yanlış demek, kırgınlığa, düşmanlığa sebep olabilir. Kendisine uygun bir kitap, sözgelişi Faideli Bilgiler kitabı verilebilir.

Günümüzde emr-i maruf yapmanın en iyi ve en kolay yolu, doğru bir kitap vermektir. Nasibi var ise, okur öğrenir. Nasibi yoksa, biz gene kitap verdiğimiz için sevab kazanırız.

Kanıt ile kanıtlamak
Sual:
Öğrendiklerimizi, bir hiç kimseye anlatacak olsak, o da, kabul etmezse, kanıtlama için delillerini teker teker göstermek gerekmez mi?
CEVAP
Kanıt ile bir kimseyi ikna etmek olanaksız gibidir. Tartışmak da, kesinlikle caiz değildir. Münakaşa, dostluğu giderir, düşmanlığı arttırır. Dinimizin bildirdiği güzel terbiye ile süslenmeli, hâl ve hareketlerimiz ile örnek olmaya çalışmalıyız. (Lisan-i hâl, lisan-ı kalden entaktır) sözü meşhurdur. Doğrusu, insanoğlunun hâl ve hareketi, sözünden daha tesirli olur. Müslümanların güzel hâllerine bakıp, doğru yolu bulanlar olmuştur.

Bir kişiyi hidayete kavuşturmak, asla kimsenin elinde değildir. Hidayeti veren yalnız Allahü teâlâdır. İnsanlar ise, bir tek hidayete sebep olurlar. Kendi sözümüz yerine büyüklerin sözünü tercih etmeliyiz. Doğrusu İslam âlimlerinin yazdığı kitapları tavsiye etmeliyiz. Faydalanacağını tahmin ettiğimiz kimselere, uygun bir kitap, sözgelişi İslam Ahlakı yada Her insana Lazım Olan İman kitabını armağan etmek, bu sebebe yapışmak olur ve oldukca sevab olur.

Hizmet ve fitne
Sual:
Fitneye sebep olmayalım diye, hiç kimseye bir şey anlatmamak mı gerekir?
CEVAP
Bu zamanda en büyük hizmet, fitneye sebep olmadan yapılandır. Doğrusu, mümkün olmasıyla birlikte, tepki vereceklere karışmamalı, onlarla tartışmamalı. Dönemin ve ülkenin şartlarına, kanunlara uygun hareket etmeli. Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, fitneye sebep olmanın kötülüğü açıkça bildirilmiş ve fitneden uzak durmak emredilmiştir. Bunun için en iyi emr-i maruf, uygun bir din kitabını bir din kardeşine vermektir.

Temelsiz bina olmaz
Sual:
Bid’at ehli olan yazarların kitaplarını okuyan dostlarım var. Bunlara, o yazarların hatalarını tek tek göstersem, onları kolayca ikna etmiş olmaz mıyım?
CEVAP
Hayır, gösterseniz de değişen bir şey olmaz. Örneğin, bu yazar gayrimüslimlerin de, Cennete gidebileceğini söylüyor deseniz, altyapısı yoksa, (Sen ondan iyi mi biliyorsun, o diyorsa normal olarak Cennete gider) diyebilir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(İslamiyet’ten başka bir din arayan, iyi bilsin ki, [bulacağı] o din asla kabul edilmez ve o, ahirette en büyük zarara uğrar.) [Al-i İmran 85]

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Bana inanmayan Yahudi ve Hristiyan, kesinlikle Cehenneme girecektir.) [Hakim]

Aynı şekilde, bu yazar Hazret-i Osman’a dil uzatıyor deseniz, o diyorsa bir bilmiş olduğu vardır diye yanıt verebilir. Ilkin Hazret-i Osman’ı tanıması gerekir. İki hadis-i şerif meali:
(Osman Cennettedir.) [Tirmizi, İbni Mace, Taberani, İ. Asakir, Beyheki, Dare Kutni, Hâkim, Ebu Nuaym, İbni Said]

(Şu dört kişinin sevgisi bir münafığın kalbinde toplanmaz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali.) [İbni Asakir]

Bu tarz şeyleri bilmeyen kimse, sizin sözünüzle o yazarın hatalarını kabul etmez. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında, uydurma hadis olamayacağını da bilmediği için, hadis-i şeriflere uydurma diyebilir. Hattâ daha oldukca düşman olup, Hazret-i Osman’a karşı, okumuş olduğu yazarı savunmaya başlayabilir. Doğrusu, ilkin altyapı gerekir. Temel olmadan, üstüne sağlam bina yapılamaz. Bunun için, o tür yazarların, fanatik okuyucularına, kanıt göstermenin faydası olmaz. Münakaşaya sebep olmayacaksa, uygun bir kitap verilebilir. Nasibi var ise gerçeği görür.

Karşı cinsle chat
Sual:
Dinimizi anlatmak için, karşı cinsten biri ile arkadaşlık oluşturmak ve onunla chat yapmak caiz midir?
CEVAP
Hayır, caiz olmaz. Yasak edilenden sakınmak, emri yapmaktan ilkin gelir. Örneğin, üstünde, namaza engel olacak kadar oldukca necaset bulunan kimse, avret yerini açmadan yada başka bir sebeple temizlemesi mümkün değilse, başka elbisesi de yoksa, o haliyle kılar, çıplak kılmaz. Hatta temizleme imkanı olsa; fakat yanında yabancılar var ise, temizlemeden namazını kılar. Bundan dolayı başkalarının yanında avret yerini açmak yasak, necaseti temizlemek ise emirdir. Buyruk ile yasak bir araya ulaşınca, ilkin yasaktan sakınılır. Doğrusu avret yeri açılmaz. Bir emri yapmak, bir haramı işlemeye sebep olursa, haram işlememek için, o komut terk edilir.

Bunun şeklinde, gayrimüslim bir karı, (Benimle günah işlersen Müslüman olacağım) dese, onun Müslüman olmasını sağlamak için bu günahları işlemek de, kesinlikle caiz olmaz.

Hacca gitmesi farz olan bir karı, yanında mahremi yoksa, farzı yapmak için hacca gitmesi haram olur. Karşı cinse, günah işleyerek emr-i maruf yapılmaz. Niyetinin iyi olması onu kurtarmaz. Uygun bir yol ile, dini bir kitap armağan etmek yeter.

Forumlara yazı göndermek
Sual:
İnternetteki forumlara yada başkalarına ilişik mail gruplarına, dini yazı göndermek uygun olur mu?
CEVAP
Forumlarda ve mail gruplarında her türlü insan, sözgelişi bid’at ehli yada başka fanatik kimseler bulunabilir. Münakaşaya sebep olabilecek işlerden uzak durmalı, bunun yerine tanıdığımız kimselere, uygun dini site ve mail gruplarını tavsiye etmelidir. Sitemiz www.dinimizislam.com adresinde, her türlü dini data mevcuttur. Sorulara verilen cevaplar, mail grubunun üyelerine de gönderilmektedir.

Hâl sözden etkilidir
Sual:
Emr-i maruf yapmak farzdır. Kimin hatasını söylesek, tepki veriyor, sana ne der şeklinde bizi tersliyor. Bu farzı yapmama sorumluluğundan, iyi mi kurtulabiliriz?
CEVAP
Emr-i maruf, farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir. Kendimiz, dinimizin bildirdiği şekilde emr-i maruf yapamıyorsak, emr-i maruf yapanlara herhangi bir halde yardım etmelidir. Örneğin, uygun bir din kitabını alıp başkasına vermek, emr-i maruf olur. Hiçbir yardım yapamayan, yakarma ile yardım etmeye çalışmalıdır.

Bir başka husus, ona buna tembih vermeye çalışmaktan oldukca, kendimize emr-i maruf yapmalıyız. Kendi hatamızı görüp, düzeltmeye çalışmalıyız. Dinimizin bildirdiği güzel terbiye ile süslenmeli, hâl ve hareketlerimizle örnek olmaya çalışmalıyız. (Lisan-i hâl, lisan-ı kalden entaktır) sözü meşhurdur. Doğrusu, insanoğlunun hâl ve hareketi, sözünden daha tesirli olur. Müslümanların güzel hâllerine bakıp, doğru yolu bulanlar çoktur.

Dört türlü sevab
Sual: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını yürüyerek da, sevaba kavuşur mu?
CEVAP
Evet dört türlü sevaba kavuştuğu bildirilmiştir:
1- Emr-i maruf, nehy-i münker sevabı.
2- Gaza kısaca cihad sevabı.
3- İlim öğretmek sevabı.
4- İnsanları sevindirmek ve onların kalblerine sürur vermek sevabı.

Site açmak
Sual:
Dine hizmet edeyim diye, benim de çorbada tuzum bulunsun diye, her insanın dini site açması yada Feysbuk’ta www.dinimizislam.com sitesinden alarak dînî yazı yayınlaması uygun olur mu?
CEVAP
Hayır, uygun olmaz. Bu işlerle ilgili, vazife verilenlerin işidir bu. Doğrusu vazife verilerek yeni siteler açılırsa hizmete vesile olur. İzinsiz iş yapmamalıdır. Hakikat Kitabevi sitesi ve gazetemizde bildirilen dînî siteler haricinde başka sitelere de saygınlık etmemeli.

Kitap armağan etmek ve satmak
Sual: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını satmak, armağan etmekten daha mı iyi olur?
CEVAP
Hayır, (Satmak daha iyidir) denmez. Din kitaplarını, üzerine kâr koyarak satmak aslına bakarsanız caiz olmaz, sadece maliyetini ve satarken yapacağı harcamaları karşılayacak kadar cüz’i bir kâr koyabilir.

Maliyetinden daha düşük fiyata, zararına kısaca oldukca ucuza bile satılsa, satın alan kimse, asla eğer olmazsa para verdim diyerek kitabı okuyabilir. Parasız alınca kıymeti pek bilinmeyebilir. Bu bakımlardan, armağan etmek yerine ucuza satmak daha iyi olabilir, fakat armağan etme imkânı olunca da, satmak daha iyi diye düşünmeden armağan etmeli, bu sevabdan yoksun kalmamalı.

Armağan edilse de, kârsız yada oldukca düşük kârla satılsa da, bu kitapların dağıtılmasına sebep olmak oldukca sevabdır. Hangisinin daha uygun olacağı, o anki duruma nazaran değişebilir.

Emr-i maruf yaparken
Sual:
Emr-i maruf için dînî yazıları internette, forumlarda, toplumsal paylaşım sitelerinde yayınlıyor, maille de her insana gönderiyorum. Gazetede, TV’de dine aykırı bir şey görsem, derhal arayıp, lüzumlu ikazı yapıyorum. Camide bid’at işleyenleri uyarma ediyorum. Bu şekilde emr-i marufa devam etmem uygun olur mu?
CEVAP
Hayır, uygun değil. Tepkiye, fitneye sebep olmamalıdır. Başka sitelerde, mail gruplarında da, bu doğru bilgilere karşı, bozuk kimseler tarafınca yorumların yapılmasına, böylece bid’atin ve bâtılın yayılmasına sebep olabilir.

Biz bir tek uygun gördüklerimize kitap vermeliyiz, uygun dînî siteleri tavsiye etmeliyiz. Günümüzde emr-i marufu bu şekilde yapmalı. Trafik levhası şeklinde bir tek yol göstermeliyiz. Müctehid şeklinde, görüşlerimizi ictihad olarak, senet olarak göstermemeliyiz. Müctehidler üreteç gibidir. Biz üreteç şeklinde üretken değil, kablo şeklinde iletken olmalıyız. Doğrusu müctehidlerden geleni aynen nakletmeli, ekleme çıkarma yapmamalıyız. Bunun da tek yolu kitap vermektir. Değiştirmeden de olsa bir şey yayınlamamalı. Abdülgani Nablusî hazretleri buyuruyor ki:
Emr-i maruf ve nehy-i münkeri elle kısaca güç kullanarak yapmak hükümete; dille, söz ve yazı ile [kitaplarla ve diğer yayın vasıtalarıyla] yapmak din adamlarına, âlimlere; kalble yapmak, [emr-i maruf yapanlara, dua etmek ve gücü nisbetinde maddî yardımda bulunmak] ise her Müslümana farzdır. Kendinin ve Müslümanların dinine yada hayatına zarar gelecek işleri bırakmak vacib olur. (Hadika)

Kadızade Ahmed Efendi de buyuruyor ki: Etkili olacaksa, emr-i marufu yapmak vacib, fitneye sebep olacaksa terk etmek vacib olur. (Birgivî şerhi)

Irdelemenin ziyanı
Sual:
Arkadaşlarla bazı dini mevzularda münakaşaya girdik. Daha ilkin bildirdiğim mevzularda kanıt olacak belgeler gönderir misiniz?
CEVAP
Ben 70 yaşını geçtim, bu kadar vakit içinde bir kişiyi delille ikna edemedim. Hidayete kavuşturan Allahü teâlâdır. Doğrusu bu bir nasip meselesidir. Münakaşa, dostların dostluğunu azaltır, düşmanın ise düşmanlığını artırır. Haklı yere de olsa, tartışmak günahtır. Günah işleyerek emr-i maruf yapmak ise caiz değildir. Bir hadis-i şerif meali:
(Savaşım ve münakaşayı terk edin, şundan dolayı iki taraftan birinin söylediği yanlıştır. Neticede iki taraf da günaha girer.) [Ramuz]

Emr-i maruf için en uygunu, İslam Ahlakı şeklinde bir kitap vermektir. Büyüklerin sözüyle yola gelmeyen kimse, bizim sözümüzle iyi mi yola gelir ki? Tartışmayı, kanıt göstermeyi bırakıp, bir tek kitap vermeli ve gerisine karışmamalıdır.

Münakaşaya sebep olmayacak olsa bile, hatırımızda yanlış kalmış olabilir yada yanlış nakledebiliriz. Doğru bile nakletsek, bizim söylediğimizi kabul etmek, karşıdakinin nefsine ağır gelebilir; fakat kitabından kendisi okursa, nasibi de var ise, kabul etmesi daha kolay olur; şundan dolayı evliya zatların sözlerinde rabbânî etki olur.

Paylaşım siteleri
Sual:
Bazı dostlar, Feysbuk şeklinde paylaşım sitelerine iyi niyetle üye olup, (Dinimize hizmet için, bu sitelere İslamiyet’i özetleyen yazılar koyuyoruz) diyorlar. Bunun sakıncaları var mıdır?
CEVAP
O şekilde sitelerde, dine ve kanuna aykırı olan birçok sayfalar, yazı ve videolar olabiliyor. Doğrusu oralara üye olmak, birçok bakımdan uygun değildir.

Dine hizmet etmek isteyenlerin, doğru yazılmış kitapları ve siteleri uygun görmüş olduğu arkadaşlarına tavsiye etmeleri, bu şekilde kitap ve sitelerden yazı alıp, ilave yapmadan kendi grubundaki uygun arkadaşlara göndermeleri yeterlidir. Söylediğimiz kesinlikle doğru olmalı, fakat her insana her doğru söylenmez. Uygunsuz kimselere gönderilirse, fitneye sebep olunabilir. Din büyükleri, (Bu zamanda en kıymetli hizmet, fitneye sebep olmamaktır) buyuruyor. Hizmet ediyorum sanarak, bilmeden fitneye sebep olmamalıdır.

Toplumsal medyada dînî yazı paylaşmak
Sual: Toplumsal medyada, her an bir şeyler paylaşılıyor. Bunların içinde her çeşit dînî yazılar da oluyor. Bu tarz şeyleri, paylaşmak için başkalarına göndermek uygun olur mu?
CEVAP
Bilhassa dînî yazılar rastgele paylaşılmamalıdır. Başka şeye benzemez, oldukca veballi bir iştir. Ecza deposundan alınan her çeşit ilacı, hastanın hastalığını bilmeden, (Sizin için bu ilaçlar şifalıdır) demek bile, bundan daha azca zararlıdır. Bir ihtimal paylaşılan yazıdaki ifade doğru olabilir. Fakat her doğru her yerde söylenmez. O ifadenin yayılmak istenmesi, maksatlı da olabilir, yanlış anlaşılabilir yada fitneye sebep olabilir.

Bir öteki husus da, yazı doğru olsa bile, söyleyen, uygun biri olmayabilir. Böylece onun öteki sözlerine de güvenilmesine, ona karşı sevgi beslenmesine sebep olabilir. Bunun için Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerine, (Şu din kitabı uygun mu?) diye sorulunca, (Kitabın içinde olanların hepsi doğrudur, fakat bu kitabı okuyan kimse zehirlenir, şundan dolayı yazarının habis [kötü] ruhu satırlara aksetmiş) buyurur. Başka bir vakit da, habis kimselerin yazdığı bilgilerin, doğru olsa da, zararı dokunan olacağını göstermek için, (Şifa, suyun geldiği boruya tâbidir. Kirli borudan şifa gelmez) buyurmuştur. Demek ki salih zatların kitaplarından alınmayan doğru yazılara saygınlık etmemeli. Bir başka husus da, doğru kitaplardan bile alınsa, her yazı bu şekilde yerlerde paylaşılmamalı. Tepkilere, tartışmalara yada başka zararlara sebep olabilir.

Ehl-i sünnet âlimlerinin eserleri esas alınarak bir tek güzel terbiye ve inanç bilgileriyle ilgili, itiraz edilmeyecek, tepkiye sebep olmayacak genel hususlar paylaşılabilir. Fakat en güzeli www.hakikatkitabevi.net adresindeki Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını bildirmek ve okutmak için bu linki tavsiye etmektir. Bunu bile, tepkiye sebep olacak bölgelere yazmamalı.

Bir önceki yazımız olan Hakkı ve sabrı tavsiye başlıklı makalemizde tavsiye hakkında bilgiler verilmektedir.

5 defa okundu

Kontrol Et

Yetenekli ateist

Views:2 Sual: Bir ateist, (Benim birçok yeteneğim var. Sözgelişi iyi çalgı çalarım, iyi de hırsızlık …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

escort beylikdüzübeylikdüzü escortescort beylikdüzüescort beylikdüzüistanbul escort