Anasayfa » Genel » Her çeşit aşırılık zararlıdır

Her çeşit aşırılık zararlıdır

[İfrat ve Tefrit]
Sual: Orta yolda olmak ne anlama gelir?
CEVAP
İfrat ve tefritin ikisi de kötüdür. Hak, ortadadır. İfrat ve tefriti özetleyen Türkçe bir kelime yok. Tarifle anlaşılır. Aşırılık denebilir. Tefrit de ifratın zıddıdır. İfrat normalden fazla, tefrit de normalden azca anlama gelir.

Her işte ifrat ve tefritten şu demek oluyor ki aşırılıklardan uzak olmak ve orta derece şu demek oluyor ki orta yolu tutmak gerekir. Dinimiz, aşırılıklardan uzak, orta yolda olmayı emretmektedir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İfrat ve tefritten uzak durun.) [Buhari]

(Aşırı giden helak olur.) [Müslim]

(İşlerin en iyisi orta derece olanıdır.) [Deylemi, Beyheki]

(Din kolaylıktır. Orta dereceden ayrılıp aşırı gideni din yenik eder.) [Nesai]

(İfrat ve tefritten uzak dur, orta derecesi tercih et; zira işlerin en hayırlısı orta olanıdır.) [Beyheki]

(Zenginlikte, fakirlikte orta yolu güzel tutmayan, kullukta da orta yolu güzel tutamaz.) [Bezzar]

(Doğru yolda olun, orta yolu tutun!) [Buharî]

(Her hususta orta yolu tutmak, peygamberliğin yirmi beşte bir parçasıdır.) [Tirmizi]

(Orta yolu tutun, istikametten ayrılmayın!) [Müslim]

(İlim amelden efdaldir. Amelin efdali de, orta yolda olmaktır. Allahü teâlânın dini ifrat ve tefrit arasındadır. İkisinin ortası sıratı müstakim, şu demek oluyor ki doğru yoldur.) [Beyhekî]

Demek ki orta derece, ifrat ve tefritten şu demek oluyor ki aşırılıklardan uzak olmak anlama gelir. İslamiyet orta derece bir dindir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sizi orta derece bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]

İyilik, tam orta yol anlama gelir. Orta dereceden ileri yada azca olmak yada ortanın sağında, solunda olmak, iyilikten ayrılmak olur. Ortadan uzaklığı kadar, iyiliği azalır. Hak yol birdir. Sapık, bozuk yollar ise, çoktur. Orta yol diyince, iki şey anlaşılır: Bir şeyin tam ortasıdır. İkincisi, izafi, takdiri orta olmaktır. Kısaca belli bir şeyin ortasıdır. O şeyin ortası olduğundan, her şeyin ortası olmak lazım gelmez. Terbiye bilgisinde kullanılan, bu ikinci ortadır. Bunun için, iyi davranış, her insana nazaran değişik olur. Hatta, zamana ve yere nazaran de değişmiş olur. Birinde güzel olan bir davranış, başkasında iyi olmayabilir. Bir zamanda iyi denilen bir davranış, başka zamanda iyi olmayabilir. O halde iyi davranış, tam ortada olmak değil, averajda olmaktır. Fena davranış da, bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır. İyi huyların hepsi vasati [ortalama] miktarlardır. Her birinin ifrat ve tefriti birer fena davranış olur. (Terbiye-ı alai)

Hak olan, doğru olan, ikisinin ortasıdır. Bunun tam karşılığı olan Türkçe bir kelime yok. Orta kelimesi tam karşılamıyor. Arapça orta derece deniyor, itidal deniyor. Fransızca düzgüsel deniyor. İfrat ve tefritin de, karşılığı olan Türkçe bir kelime yok. İkisine de, aşırılık denebilir. İfrat normalden fazla, tefrit de normalden azca anlama gelir. Biri, ötekinin zıttıdır. Sözgelişi, oldukca uyumak ifrat, oldukca azca uyumak tefrittir. Her işin uygun olanı, aşırılıklardan uzak, orta derece [orta] olanıdır. İfrat işi yapana müfrit denir. İleri giden, haddini aşan anlama gelir.

Dünya ile ahiretini beraber yürütebilen şahıs, orta yolda gidenlerdendir. Dünya işlerinde de, orta yol suretiyle bulunmak, kişinin izzet ve şerefini arttırır.

İfrat, tefrit ve orta dereceye birkaç örnek verelim:
1- Cimrilik tefrit, israf ise ifrattır. Cömertlik ise orta derecedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Harcarken, ne israf, ne de cimrilik ederler; ikisi içinde bir yol tutarlar.) [Furkan 67]

2- Tembellik tefrittir, acil ise ifrattır. Tembellik, şimdi yapılması ihtiyaç duyulan bir işi geciktirmek, daha sonraya bırakmak anlama gelir. Hadis-i şerifte, (Tesvif eden [hayırlı iş yapmayı sonraya bırakan] helak olur) buyuruldu. Acil edip düşünmeden o işi yapmak ise ifrattır. Acil edende gevşeklik ve bezginlik hasıl olur. Hayırlı bir işin olması için acil eden, gecikince, bezginliğe, ümitsizliğe düşer. Yakarma eder, derhal duasının kabul olmasını ister. Duası gecikince duayı bırakır, maksudundan yoksun kalır. Acil edenin ihlası, takvası bozulabilir. Şüpheli şeylere, hatta haramlara dalabilir. Bundan dolayı hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Acil şeytandandır.) [Tirmizi]

(Acil eden hata eder.) [Beyheki]

Bazı şeylerin istisnası olduğu benzer biçimde, acil etmenin de istisnası vardır. Bazı yerlerde acil etmek sünnettir.

3- İnsan bir şeye kızabilir. Bunun da ifratı ve tefriti vardır. Öfkenin aşırı olmasına saldırganlık denir. Saldırgan kimse, hiddetli olur, kendine ve başkasına zarar verir, bu hâl, küfre götürebilir. Hadis-i şerifte, (Öfkenin ifratı imanı bozar) buyuruldu. (Beyheki) Öfkenin lüzumlu olanına şecaat [kahramanlık, yiğitlik], lüzumundan azca olmasına da korkaklık denir. Şecaat orta yoldur. Şecaat halindeki hiddet iyidir. İmam-ı Şafii, (Şecaat ihtiyaç duyulan yerde, korkan kimse, eşeğe benzer) buyurdu. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Ey Nebi, kâfirlerle [silahla] ve münafıklarla [öğütle, delille, belgeyle] cihad et, [öğüt de kâr etmezse] onlara sert davran! Onların gidecekleri Cehennem, ne fena yerdir.) [Tevbe 73, Tahrim 9]

([Eshab-ı kiram] kâfirlere karşı çetindir.) [Fetih 29]

Düşmanlara karşı korkaklık caiz değildir. Korkarak kaçmak, Allahü teâlânın takdirini değiştirmez. Korkak kimse, karısına, kızına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik gösterir, onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer, hainlik yapanı görünce susar.

İslamiyet orta yoldur
İslamiyet her işte orta yolu tutmaktır. Birkaç örnek verelim:
1- Oldukça yiyecek ifrattır, gerekenden azca yiyecek tefrittir. İhtiyaç kadar yiyecek orta derecedir. Hadis-i şerifte, (Oldukça yiyip içmek hastalıkların başıdır) buyuruldu. [Dâre Kutni] Dayanamayan kimsenin açlık çekmesi de caiz değildir. Açlık çekmenin tahrimen mekruh olması, buna dayanamayanlar, bedenine ve aklına zarar verecek olanlar içindir. Bundan dolayı, kendini tehlikeye düşürmek haramdır. Açlığın da tokluğun da ziyanı bulunmuş olduğu için, yiyip içmekte, aşırılıktan kaçmak, orta yolu tutmak gerekir.

2- Havf, Tanrı’tan korkmak, reca da Tanrı’ın rahmetini umut etmek anlama gelir. Tanrı’ın rahmetinden umut kesmek ifrattır. Tanrı’ın rahmetinden sadece sapıklar, kâfirler umut keser. (Hicr 56)

Tanrı’tan korkmayıp rahmetini güvence bilmek de tefrittir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her istediğini yapmış olup, rahmete kavuşacağını umut eden ahmaktır.) [Tirmizi]

Orta derece yol ise ikisi içinde olmaktır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Havf ve reca [korku ile ümit] içinde bulunan mümin, umduğuna kavuşur, korktuğundan güvenli olur.) [Tirmizi]

3- Oldukça uyumak ifrattır, gerekenden azca uyumak tefrittir. İhtiyaç kadar uyumak orta derecedir.

4- İbadet yapmakta da ifrat tefrit olur. Azca tapınmak tefrittir. Gece gündüz hep tapınmak de ifrattır. Gücünün yetmediği şekilde yakarma etmeye çalışmak, örneğin geceleri asla uyumadan namaz kılmak, gündüzleri hep oruç tutmak, hanımından uzak kalmak, et, süt, tatlı benzer biçimde şeyleri asla yememek, ifrattır, aşırı gitmektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Din kolaylıktır. Orta dereceden ayrılıp aşırı gideni din yenik eder.) [Nesai]

(Din kolaylıktır. Bir kimse, onu ince eleyip sık dokursa, din ona kesinlikle gâlip gelir. O şekilde ise, ifrat ve tefritten sakının, orta yolu tutun.) [Buhari]

(Dinimizde ruhbanlık yoktur. Et yiyin, hanımlarınızla mübaşeret edin! [Nafile] oruç da tutun! Tutmadığınız günler de olsun! [Nafile] namaz da kılın! Uyuyun da. Ben bunlarla emrolundum.) [Taberani]

Her işin bir azimet [güç] tarafı ve Ruhsat, [kolay] tarafı vardır. Azimetleri yapamayanın, ruhsatla, kolay olan, izin verilen işi yapması, azimeti yapmak benzer biçimde sevap olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın size verdiği kolaylık ve ruhsatlardan istifade edin!) [Buhari]

(Allahü teâlâ, emrettiği şeyler benzer biçimde, ruhsat, izin verdiği şeyleri yapmanızı da sever.) [Beyheki]

(Ruhsatlardan istifade etmeyen, Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.) [Taberani]

Bu hadis-i şeriflere bakarak, kesinlikle ruhsatla amel etmek lazım geldiği anlaşılmamalıdır. Bundan dolayı (Vera suretiyle olan, insanların en abidi olur) hadis-i şerifi gösteriyor ki, orta yol diye devamlı yalnız ruhsatlarla amel edilmez. Yapabilenin azimetle de hareket etmesi gerekir.

Peygamber efendimiz, kutsal ayakları şişinceye kadar geceleri oldukca namaz kılmıştır. Fakat, ümmetine oldukca acıma etmiş olduğu için, onların bu şekilde sorun çekmelerini istemezdi. Ümmetine ruhsat ile de emrederdi. Kendisi azimet ile yakarma yapardı. (Tanrı’ın helal ettiklerini kendinize haram etmeyiniz) âyeti, (Ruhsat, izin verilen, günah olmayan şeyleri haram saymadan, terk eder, çekinirseniz iyi olur) anlama gelir. (Sünnetime uymayan benden değildir) hadis-i şerifi, ruhsat, izin verdiğim şeyleri yapmayan, kendine sorun vermiş, sünnetime uymamış olur anlama gelir. Günah olmayan, caiz olan işleri hayata geçirmeye, ruhsatla hareket etmek denir. İhtiyaç olmadıkça, ruhsatla amel etmemelidir.

İfrat ve tefrite örnekler
İfrat ve tefrite örnek vermeye devam ediyoruz.
1- Kibirlenmek ifrat, aşırı tevazu [temelluk] da tefrittir. Tevazu ise orta derecedir. Kendinden aşağı olanlara karşı tevazu göstermek iyi ise de, bunun ifrata kaçmaması, şu demek oluyor ki aşırı olmaması gerekir. Aşırı olan tevazua temelluk denir. Temelluk, sadece üstada ve âlime karşı caizdir. Başkalarına karşı caiz değildir. Hadis-i şerifte, (Temelluk, Müslüman ahlakından değildir) buyuruldu. [İ. Maverdi]

2- Hazret-i İsa’yı aşırı sevmek ifrat, sevmemek tefrittir. Hazret-i İsa’ya Tanrı ve Tanrı’ın oğlu diyen Hristiyanlar ifrattadır, onu sevmeyen, anasına karacılık eden Yahudiler ise tefrittedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Yahudiler, Üzeyr’e, Hristiyanlar da Mesih’e Tanrı’ın oğlu dediler. Daha önceki kâfirlerin [“melekler Allah’ın kızlarıdır” diyenlerin] sözlerine benziyor. Tanrı onları kahretsin! Iyi mi da sapıtıyorlar.) [Tevbe 30]

(Yahudiler, hahamlarını; Hristiyanlar da rahiplerini ve İsa’yı rab edindiler. Oysa sadece tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu.) [Tevbe 31]

(Meryem’e büyük karacılık edip Tanrı’ın elçisi İsa’yı öldürdük dedikleri için, [Yahudileri] lanetledik.) [Nisa 156]

Müslümanlar ise Hazret-i İsa’yı Tanrı’ın kulu ve peygamberi bilir, bu ise orta derece yolda olmaktır.

3- Hazret-i Ali’ye de aynı aşırılığı gösterenler vardır. Hazret-i Ali’yi sevmeyen hariciler [Yezidiler] tefrit ehlidir. Hazret-i Ali’ye peygamber yada ilah diyen ibni Sebeciler ifrat ehlidir. Ehl-i sünnet ise, Hazret-i Ali’yi kendi bildirdiği benzer biçimde, Resulullah efendimizin bildirdiği benzer biçimde sever, bu ise orta derece yoldur. Hazret-i Ali anlatır: Resulullah bana buyurdu ki:
(Ya Ali, Sen İsa benzeri biçimindesin! Yahudiler, ona düşman oldular. Kutsal anası Meryem’e karacılık ettiler. Hristiyanlar da, Onu aşırı yükselttiler. Ona yakışan dereceden daha yukarı çıkardılar.) [İ. Ahmed]

Hazret-i Ali bu hadis-i şerifi haber verdikten sonrasında, (Benim yüzümden iki aşırı grup insan helak olur. Biri, beni aşırı sevmiş olarak, bende olmayan şeyleri bana takarlar. Ötekiler de, bana düşman olup, birçok karacılık yaparlar) buyurdu. Bu hadis-i şerifte, hariciler, Yahudilere; İbni Sebeciler de, Hristiyanlara benzetilmiştir.

4- İdarecinin elemanlarına sert davranması ifrattır, asla ilgilenmemesi de tefrittir. Maiyete ne sert, ne de yumuşak davranmalı, orta yolu takip etmelidir! Maiyete karşı fazla yumuşak davranılırsa, laubali olurlar. İşler ciddiyetle yapılmaz. Sert davranılırsa, âmirden nefret ederler.

5- Bir kimseyi aşırı sevip tüm gizemini ona vermek ifrattır. Arkadaşına sevgisini belirtmemek, her şeyini ondan gizlemek de tefrittir. Düşmanlıkta da aşırı gitmek ifrattır. Dostlukta da ve düşmanlıkta da aşırı gitmemelidir. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Bir kimseyi günün birinde, aranızın açılabileceğini hesaba katarak sev. Buğzettiğine de günün birinde dost olabileceğini düşünerek buğzet.) [Tirmizi]

6- Kaderi inkâr etmek tefrit, suçu kadere yüklemek de ifrattır. Mutezile, (İnsan kendi kaderini kendi çizer) diyerek, Tanrı’ın takdirini inkâr eder. Cebriye de, (İnsan kaderine mahkumdur. Tanrı her işi zorla yaptırır) diyerek suçu kadere yükler. Orta derece olanı ise Ehl-i sünnetin itikadıdır.

İmam-ı a’zam, hocası imam-ı Cafer-i Sadık’a, (Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini, onların arzularına bırakmış mı) diye sordu. O da, (Allahü teâlâ, yaratmak ve her istediğini yapmak büyüklüğünü kullara bırakmaktan münezzehtir. Sadece cebir de yoktur. Yaratmayı kullara bırakmak da yoktur. İkisi arası olagelmektedir) buyurdu.

Kısaca, hayır şer, Allahü teâlânın yaratması iledir. Sevap ve günah işlemek, kulların ameline, şu demek oluyor ki insanoğlunun irade-i cüziyesine bağlı kılınmıştır ki, buna kesb denir. Kesb şu demek oluyor ki bir şeyi yapmayı istemek kuldan, yaratmak Tanrı’tandır. Allahü teâlâ, insanlara zorla günah işletmediği benzer biçimde, bunu tamamen onların arzusuna da bırakmaz. Bu işler ikisi arası olagelir.

İslamiyet orta yoldur
Sual:
İslamiyet herhangi bir uçta mıdır?
CEVAP
Hayır, uçlarda olmak oldukca yanlıştır. İslamiyet, Allahü teâlânın dinidir, en güzel, en uygun olan hükümleri bildirmiştir, aşırı uçlardan uzaktır. Bir mevzuda ölçüyü aşıp oldukca ileri gitmeye, taşkınlığa ifrat deniyor. Oldukça geride kalmaya da tefrit deniyor. İkisi de aşırı uçtur, ikisi de kötüdür. Hak ortadadır. İfrat ve tefritin, hattâ vasatın tam karşılığı Türkçe’de yoktur. Tarifle anlaşılır. İfrat ve tefrite, aşırılık denebilir. Orta derece, ifrat ve tefritten uzak, itidalli, hayırlı, âdil, şerefli, mümtaz, seçkin, doğru yolda olan benzer biçimde mânâlara gelir. İslamiyet’in, bu şekilde orta derece bir din bulunduğunu bildiren bir âyet-i kerime meali:
(Sizi orta derece [iyi, seçkin, şerefli ve doğru yolda] bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]

Birkaç hadis-i şerif:
(Allahü teâlânın dini, ifrat ve tefrit arasındadır. İkisinin ortası sırat-ı müstakim, şu demek oluyor ki doğru yoldur.) [Beyhekî]

(Hayr-ül-ümûr evsâtühâ = İşlerin en iyisi orta derece [ortada, ortalamada] olanıdır.) [Deylemî, Beyhekî, İ. Gazâlî, İ. Süyûtî, Hadîka, Berîka]

(İfrat ve tefritten uzak durun!) [Buhârî]

(İfrata kaçanlar helak olur.) [Müslim]

(İfrat ve tefritten uzak durun, orta derecesi seçin, zira işlerin en iyisi orta olanıdır.) [Beyhekî]

(Orta yolu tutun, doğru yoldan ayrılmayın!) [Buhârî]

(Her hususta orta derece olmak, peygamberlik işlerinden biridir.) [Tirmizî]

(En faziletli iş, orta derece olanıdır.) [Beyhekî]

(Zenginlikte, fakirlikte orta derece olmayan, kullukta da orta derece olması imkansız.) [Bezzar]

İyilik, orta yoldur. Vasatın sağında, solunda olmak, iyilikten ayrılmak olur. İyi davranış, tam ortada olmak değil, averajda olmaktır. Fena davranış da, bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır. İyi huyların hepsi vasatî [ortalama] olandır. (Terbiye-ı alai)

Her işin olduğu benzer biçimde yürüyüşün de orta derece olanı vardır. Bir âyet-i kerime meali:
([Ne çok yavaş, ne çok hızlı] orta derece bir halde yürü!) [Lokman 19]

İfrat ve tefrite bazı örnekler verelim:
İsraf ifrat, cimrilik tefrittir. Cömertlik ise orta derecedir.

Acil ifrat, tembellik tefrittir.

Kazaklık yapmak ifrat, kılıbık olmak tefrittir.

Oldukça yiyip içmek ifrat, oldukca azca yiyecek tefrittir.

Oldukça uyumak ifrat, asla uyumamak yada oldukca azca uyumak tefrittir.

Kibir ifrat, aşırı tevazu [temellük, zillet] tefrittir. Tevazu ise orta derecedir. Onun için derler ki:
Alçakta olanı, sel alır gider,
Yükseğe çıkanı, yel alır gider.

Oldukça hiddet ifrat, hiçbir şeye kızmamak ise tefrittir. Öfkenin lüzumlu olanına şecaat [kahramanlık, yiğitlik], lüzumundan azca olmasına da korkaklık denir. Şecaat orta derecedir. Şecaat halindeki hiddet iyidir. Düşmanlara karşı korkaklık caiz değildir. Korkak kimse, karısına, kızına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik gösterir, onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer, hainlik yapanı görünce susar.

Bir kimseyi aşırı sevip tüm gizemini ona vermek ifrattır. Arkadaşına sevgisini belirtmemek, her şeyini ondan gizlemek de tefrittir. Düşmanlıkta aşırı gitmek ifrattır. Dostlukta da, düşmanlıkta da aşırı gitmemeli. Sevgide ileri gidip çeşitli sırlarımızı verirsek, ileride aramız açılınca, pişman oluruz. Kırgın olduğumuz hiç kimseye de düşmanlıkta ileri gitmemelidir. Bir ihtimal bigün dost olur da söylediklerimizden, yaptıklarımızdan utanırız. Bir hadis-i şerif:
(Arkadaşını günün birinde, aranızın açılabileceğini hesaba katarak sev! Düşmanını da günün birinde dost olabileceğini düşünerek düşmanlıkta ileri gitme!) [Tirmizî]

Arkadaşa, ne haddinden fazla güvenmeli, ne de ona hep güvensizlik içinde olmalı. Onun da insan bulunduğunu, nefsine yada şeytana uyabileceğini düşünerek, gizli saklı ve mahrem detayları söylememeli. Herhangi bir sebeple aramız açılırsa, sırrımızı ifşa edebilir yada koz olarak kullanabilir.

Düşmanımız kâfir bile olsa, inanç edip, en yakın arkadaşımız olabilir. Düşmanlıkta ileri gitmişsek, sonrasında utangaç olabiliriz.

Her işin ifrat ve tefriti olur. Müslüman orta derece şu demek oluyor ki itidalli olmalı, aşırılıklardan uzak durmalıdır.

İbadetleri orta oranda yapmalıdır
Sual: İbadetlerde aşırı davrananlar oluyor ve başkalarını da bu şekilde olmaya zorluyorlar. İnsanın, ibadetleri yaparken, kendi gücünün üstünde hareket etmesi yada bu şekilde yaparak kendini zorlaması doğru mudur?

Yanıt: Abdülganî Nablüsî hazretleri Hadîka kitabında, mevzu ile ilgili olarak buyuruyor ki:
 “İbadetleri ne azca, ne de pek aşırı olmayarak, orta oranda yapmak lâzımdır. Bakara suresinin 185. âyetinde mealen; (Allahü teâlâ, sizin için kolaylık istiyor. Güç işleri yapmanızı istemiyor) buyuruldu. Bunun için, hastanın ve yolcunun oruç tutmamasına izin verdi. Bizlere ağır ve sıkıntılı işler yapmayı emretmedi. İnsan iki işten birini yapacağında, bunlardan hafifçe ve kolay olanını yapması daha doğrudur. Peygamber efendimiz, birinin mescidde saatlerce namaz kıldığını işitti. Mescide gelip, bunu omuzlarından tutarak; (Allahü teâlâ, bu ümmetten kolay işler yapmasını istiyor. Güç işleri beğenmiyor) buyurdu. Allahü teâlâ, bu ümmete kolay şeyleri emretti. Hadis-i şerifte; (Allahü teâlâ, emrettiği şeyleri yapmanızı sevilmiş olduğu benzer biçimde, izin verdiği şeyleri yapmanızı da sever) buyuruldu. Fakirlik olduğu süre, haram işlemeye ve farzı terk etmeye ruhsat, izin verilmiştir şu demek oluyor ki azap yapılmaz. Fakirlik zamanında da, dinin emirlerini hayata geçirmeye azimet denir. Kimi zaman, azimet olanı yapmak daha iyidir. Sözgelişi ölüm ile korkutulan kimsenin, imanını gizlememesi böyledir. Öldürülürse, şehit olur. Kimi zaman ruhsat olanı yapmak, daha iyi olur. Yolcunun oruç tutmaması böyledir. Yolcu, orucu tutarak hastalanır, ölürse günaha girer.”

Aşırı değil orta halde olmalı
Sual: Müslümanlardan bazısı, dinin emirlerini yapma mevzusunda oldukca aşırı gitmekte ve etrafındakilere de sorun vermektedir. Bu şekilde yapmak, hareket etmek dinimiz açısından doğru olur mu?
Yanıt:
Bu mevzuda Mumammed Ma’sûm hazretleri, Mektûbât kitabında buyuruyor ki:
“İşlerinizi, sözlerinizi ve ahlakınızı, dinini bilen ve seven, dindar alimlerin sözlerine ve kitaplarına uydurmalısınız. Salih kullar benzer biçimde olmalısınız ve onları sevmelisiniz. Uykuda, yemekte ve söylemekte aşırı gitmeyip orta derecede olmalısınız. Seher vakti şu demek oluyor ki gecelerin sonunda kalkmaya çaba etmelisiniz. Bu vakitlerde istiğfar etmeyi, ağlamayı, Allahü teâlâya yalvarmayı ganimet bilmelisiniz. Salihlerle düşüp kalkmayı aramalısınız. (İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir) hadîs-i şerifini unutmayınız! Şunu, iyi biliniz ki, ahireti isteyenlerin dünya lezzetlerine düşkün olmaması lazımdır.

Mubah olan lezzetleri bırakamazsanız, asla eğer olmazsa, haramlardan ve şüphelilerden kaçınınız ki, ahirette kurtulmak umulsun. Fakat, her türlü altın ve gümüş eşyanın ve çayırda otlayan hayvanların ve tecim eşyasının zekatını ve topraktan, tarladan, ağaçtan alınan mahsullerin uşrunu da herhalde vermek lazımdır. Bunların verilecek miktarları, fıkıh kitaplarında bildirilmiştir.

Zekatı ve fıtraları, İslâmiyetin komut etmiş olduğu kimselere seve seve vermelidir. Akrabayı ziyaret etmeli, mektupla gönüllerini almalıdır. Komşuların haklarını gözetmelidir. Fakirlere ve borç isteyenlere acıma etmelidir. Malı, parayı, İslâmiyetin izin vermediği bölgelere harcetmemeli, izin verilen yere de, israf etmemelidir. Faizden, kumarlı ve kumarsız oyunlardan sakınmalıdır. Parayı oyunlara, haramlara, çalgılara, süslenmeye, gösteriş hayata geçirmeye, öğünmeye, mal toplamaya kullanmamalıdır. Bunlara dikkat edince, mal, zarardan kurtulur ve dünyalıklar, ahiretlik halini alır.”

Bir önceki yazımız olan İki gün eşit olmamalı başlıklı makalemizde olmamal hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol Et

Şık ve güzel giyinmek

Sual: Zenginin eski elbise giymesi uygun mudur?CEVAP Resulullah efendimiz, eski elbiseli birine, (Malın yok mu?) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.