Kıyamet alametleri müteşabih mi?

Views:
0

Sual: (Deccal ve Dabbet-ül-arz ile ilgili hadislere, tevil etmeden inanmak komik olduğu benzer biçimde, o şekilde inanmak insanları dinden çıkarır, bu sebeple hadislerde bildirildiği benzer biçimde meydana gelmesi mümkün değildir. İmtihana da aykırıdır. Bu tarz bir olay olursa hepimiz Müslüman olur. Deccal, gözü kör olan bir insan değil, ateizmdir. Dabbet-ül-arz ise yerden çıkacak bir hayvan değil, telefonlardır) diyenler var. Hadislere inanmak insanı dinden çıkarır demek, Resulullah yanlış söylemiştir demek değil midir?
CEVAP
Hadis-i şeriflere inanmak imandandır, inkâr etmek maksadıyla tevile kalkışmak sapıklıktır. Hele mütevatir olan bir hadis-i şerifi inkâr etmek, sövgü olur. Bu hadis-i şeriflere kimse inanmaz demek, asırlardan beri gelen âlimlere ve Müslümanlara oldukça çirkin bir iftiradır. Bu çirkin tevilin sebebi şudur:
Hazret-i Mehdi ulaşınca, Deccal ve Dabbet-ül-arz da çıkacağı için, Mehdi geldi diyebilmek için bu tarz şeyleri tevil etmek zorunda kalıyorlar. Tevil etmezlerse kendilerinin yada hocalarının Mehdi bulunduğunu iyi mi söyleyecekler ki?

Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz benzer biçimde alametler, muhteşem doğrusu harikulade olaylardır. Normal olarak akılla izah edilemez. Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür, fakat gene de Ebu Cehil gibiler inanmamıştır. İbrahim aleyhisselamı ateş yakmadığı halde, Nemrut ve avenesi inanç etmemiştir. Musa aleyhisselamın âsâsı büyük bir yılan olmasına rağmen, Firavun ve taraftarları inanç etmemiş, bir tek sihirbazlar inanç etmiştir. İsa aleyhisselamın, birçok mucizesi olmuştur. Körleri iyi etmesi, ölüleri diriltmesi benzer biçimde olağanüstü nimetleri görüldüğü halde, 12 kişiden başka, inanç eden olmamıştır. Bu 12 şahıs de, bir tek mucize gördükleri için değil, Peygamber olduğuna inandıkları için, inanç etmişlerdir. Salih aleyhisselamın devesi, her kapıya giderek sütünü sağdırmış ve sütü asla eksilmediği halde, inanmayıp deveyi kesmişlerdir. Evliya-yı kiramdan da, binlerce kerametler zuhur etmiş olduğu halde, bu tarz şeyleri gören gayrimüslimlerden, inanç etmeyen çoktur. Demek ki, mucize ve keramet benzer biçimde vakalar, imtihanı bozmuyor.

Kıyametin bu büyük alametleriyle, (Akıl alacak şey değil) diye alay etmek büyük felakettir. Hem de, Tanrı bu şekilde şeyler yaratamaz anlamı çıkar ki, onun kudretinden kuşku etmek olur. Harikulade vakalar olduğundan, bu alametleri tevil etmek, oldukça yanlış olur. Esasen, Dabbet-ül arz, Deccal ve güneşin batıdan doğması benzer biçimde, kıyametin büyük alametleri görüldükten sonrasında, (İman edin) denmiyor ki, aksine sınav müddetinin bittiği, bundan sonrasında imanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, ilkin inanç etmemiş yada imanında bir hayır kazanmamış hiç kimseye, o günkü imanı yarar vermez.) [Enam 158]

Bu âyet-i kerimeyi açıklar mahiyetteki iki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, inanç etmemiş yada imanından hayır görmemiş olana, imanı yarar vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki] (Bunların peş peşe çıkacağı aşağıda açıkça bildiriliyor. “Deccal ve Dabbet-ül-arz çıktı, fakat güneş 100 yıl sonrasında batıdan doğacak” da denemez.)

(Dabbe, âyette ve hadiste bildirildiği benzer biçimde hayvan değildir) demek, âyetleri ve hadisleri tevil yöntemiyle inkâr etmek anlamına gelir. Bu Bâtınîliğin bâtıl yoludur. (Bunun Bâtınî mânâsı var) veya (Bunlar müteşabihtir) demek gerçek mânâsını inkâr etmektir. Nelerin müteşabih bulunduğunu dinimiz bildirmiştir. Bunlar da, genel anlamda Allahü teâlânın zatıyla ilgili âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerdir. Yoksa hepimiz kendi kafasına nazaran, bu da müteşabihtir diye, istediği âyet ve hadisi tevil ederse, ortada din diye bir şey kalmaz. Mealci denilen mezhepsizler de, (Salât yakarış anlamına gelir, namaz dinimizde yoktur, yakarış vardır) diyorlar. Böylece namazı inkâr ediyorlar. Salât yakarış anlamına gelir diyerek salâtın namaz bulunduğunu inkâr etmekle, Dabbe’nin hayvan bulunduğunu inkâr etmek içinde fark yoktur.

Mutezile denilen fırka da, Sırat, Mizan benzer biçimde akılla anlaşılması zorluk derecesi yüksek hususları, sahih hadislerle bildirilmesine karşın, akılları almadığı için inkâr etmişlerdir. Hadis-i şerifte, (Sırat köprüsü, kıldan ince, kılıçtan keskindir) buyuruldu. (İ. Ahmed)

Gene hadis-i şeriflerde, Mizanda amellerin terazide tartılacağı bildirilmiştir. Mutezile fırkası, (Amelin ağırlığı mı olur) diyerek kabul edememiştir.

Deccal ve Dabbet-ül-arzı tevil edenler olduğu benzer biçimde, güneşin batıdan doğmasını, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’yi de tevil ederek, (Güneşin batıdan doğması, İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır. İsa ve Mehdi de birer akım, şahs-ı tinsel olarak gelecektir) diyen bid’at ehli sapıklar da çıkmıştır. Görüldüğü benzer biçimde, tevilin yolu açılınca, bunun sınırı olmaz. Hepimiz her şeyi dilediği benzer biçimde tevil edebilir. O süre ortada din diye bir şey kalmaz.

İbni Abbas hazretleri, Hazret-i Ömer’in şu şekilde buyurduğunu bildirmiştir:
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, mezar azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonrasında, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]

Hazret-i Ömer, kerametle söylediği bu sözüyle, bu tarz şeyleri inkâr eden birçok mezhepsize yanıt vermiştir. Tevil yöntemiyle inkâr, mezhepsizlerin ortak özelliğidir. Tevil ederek, Mirac, Şakkul-kamer benzer biçimde birçok mucizeyi inkâr etmişlerdir. Açıkça (Deccal gelmeyecek) yada (Güneş batıdan doğmayacak) diyen yoksa da, tevil yöntemiyle inkâr eden sapıklar çoktur. Hazret-i Ömer’in de kerametle bu tarz şeyleri bildirdiği pek açıktır. Esasen aynı tevilciler, doğrusu kıyamet alametlerini tevil edenler; recmi, şefaati, mezar azabını ve affa, şefaate uğramayan müminlerin, günahları kadar yandıktan sonrasında Cehennemden çıkıp Cennete gireceği benzer biçimde birçok hususu inkâr ediyorlar. İmam-ı a’zam hazretleri de buyuruyor ki:
Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i İsa’nın gökten inmesi, Deccal’ın ve öteki kıyamet alametlerinin hepsinin, aynen hadis-i şerifte bildirildiği benzer biçimde, [tevilsiz olarak] zamanı ulaşınca gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkh-ı ekber)

Hiçbir Ehl-i sünnet âlimi de bu tarz şeyleri tevil etmemiş, müteşabih bulunduğunu söylememiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece benzer biçimde mi söz söylüyor? Bu şekilde tevil etmek, evlatların oyunda (Elma dersem çık, armut dersem çıkma) demelerine benzer. (Ben hayvan dersem sen telefon anla, insan dersem ateistliği anla) demek, dini, değişiklik yapmak suretiyle yıkmak olur.

İmam-ı a’zam hazretlerinin bildirdiği benzer biçimde, kıyametin tüm alametlerinin, hadis-i şeriflerde bildirildiği şekilde, aynen meydana geleceğini kabul etmeli ve tevil eden inkârcılardan olmamalıdır.

Bir önceki yazımız olan Zırva tevil götürmez başlıklı makalemizde goturmez ve tevil hakkında bilgiler verilmektedir.

10 defa okundu

Kontrol Et

Komşuluk

Views:0 Sual: Komşu hakkının dindeki yeri nedir?CEVAP Komşu hakkı önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:(Tanrı’a ve …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

escort beylikdüzübeylikdüzü escortescort beylikdüzüescort beylikdüzüistanbul escort