Anasayfa » Genel » Kelam-ı ilahi

Kelam-ı ilahi

Views:
2

Sual: Resulullah’ın her sözü Tanrı kelamı benzer biçimde kabul edilir mi? Onun vârisi olan âlimlerin ve mürşid-i kâmillerin ictihadlarını, dinle ilgili sözlerini, açıklamalarını, Resulullah’ın sözleri benzer biçimde sağlam kabul etmek, kelam-ı ilahinin bir açıklaması olarak görmek caiz midir?
CEVAP
Resulullah’ın “sallallahü aleyhi ve sellem” din ile alakalı her sözü, Kur’ana dayanır. İctihadında yanılabilirse de, o şekilde kalmaz, Allahü teâlâ tarafınca derhal düzeltilirdi. (Beydavî – S. Ebediyye)

Bir âyeti kerime meali:
(O, kendiliğinden konuşmaz. Onun [dinle ilgili] her sözü vahye dayanır.) [Necm 3-4]

Üç hadis-i şerif:
(Cebrail aleyhisselam, Kur’anla birlikte açıklaması olan sünneti de getirmiştir.) [Darimî]

(Bana Kur’anın misli kadar daha yargı verildi.) [İ. Ahmed]

(Ben size sadece Tanrı’ın emrettiğini emreder, nehyettiğini nehyederim.) [Taberanî]

Hâşâ Resulullah’a, (Sen bizlere Kur’andan değişik söylüyorsun, yalan söylüyorsun) denir mi? Allahü teâlâ, güvenilir olmayan birini peygamber olarak gönderir mi? O hâlde, Resulünün dine ilişik her sözünün vahye dayandığına itiraz edilemez. Şu demek oluyor ki hepsi vahye dayanır.

Hadis-i kudsî, mânâsı Allahü teâlâdan, sözleri Resulullah’tan diye tanım edilir. Söz aynı değilse de, mânâ aynıdır. Örneğin, Allahü teâlâ, Resulüne, (Kuzu eti helâldir) diye bildirmişse, O da, (Dine uygun kesilen kuzu eti helâldir) diye nakletmişse, mânâ itibarıyla ikisi de aynıdır. Yalnız anlatış farkı vardır. Resulünün bildirdiği dînî hükümlerin hepsi böyledir. Onun için ister hadis-i kudsî olsun, ister öteki hadisler olsun vahiy mahsulüdür. Tanrı’ın direktifiyle Resulünün emri içinde fark görmemelidir. Resul, elçidir. Elçi, temsil etmiş olduğu zatın sözünü bildirir. Bu sözü bildirirken değişik kelimelerle açıklayabilir.

Resulullah, Allahü teâlânın kulu, elçisi, halifesi ve vekilidir. Vekil, kendisine verilen yetki bakımından aslolan gibidir. Vekile itiraz, aslolan zata itirazdır, vekili onay aslı tasdiktir. Emirlerde, vekili, asıldan ayrı görmemelidir. Bundan dolayı Allahü teâlâ, güvenilmiş olduğu kimseleri peygamber, vekil yapar. Vekil de Tanrı’ın emrini aynen bildirir.

Hadis-i şerifler, kelam-ı ilahinin başka kelimelerle açıklanmış hâlidir. Bu bakımdan Resulullah’ın sözlerini kelam-ı ilahîden ayrı kabul etmek yanlıştır. Kur’an-ı kerim okuyunca (Sadakallah-ül-azîm) dediğimiz benzer biçimde, hadislerden sonrasında da desek sövgü olmaz. Bundan dolayı Tanrı’ın sözünün doğruluğunu onay ediyoruz.

Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, iyi mi Allahü teâlâdan gelenleri ümmetine aktarmışsa, Resulullah’ın vârisleri olan Eshab-ı kiram ve Ehl-i sünnet âlimleri de, hadisleri açıklamışlardır. Bunun için Resulullah efendimiz, âlimlere uymamızı emrediyor. Eğer âlimler, dine aykırı değişik bir şey bildirecek olsalardı, bu şekilde söylemezdi. (Yalnız Kur’an-ı kerime ve bana tâbi olun!) derdi. Hâlbuki (Âlimlere uyun!) buyurmuştur. (Deylemî)

Iyi mi Resulullah, Allahü teâlânın elçisi, vekili ise, Ehl-i sünnet âlimleri de, Resulullah’ın vekilleri ve vârisleri olan güvenilen zatlardır. Beş hadis-i şerif:
(Âlimler peygamberlerin vârisidir.) [Tirmizî]

(Âlimler, yeryüzünün ışıkları, benim ve öteki enbiyanın vârisleridir.) [Ebu Nuaym]

(Âlim, Allahü teâlânın güvenilmiş olduğu kimsedir.) [Deylemi]

(Salih âlimle nebi içinde bir aşama fark vardır. O da nebilik makamıdır.) [R. Nasıhin]

(Âlimler olmasaydı, insanoğlu helak olurdu.) [İ. Maverdi, R. Münire]

Âlimler Kur’an-ı kerimde de övülüyor. Bir âyeti kerime meali:
(Verdiğimiz bu misalleri sadece âlimler anlamış olur.) [Ankebut 43]

(Hadisler Tanrı’ın kelamının açıklaması ise, niye hadislerde değişik hükümler var? Mezhepler niye farklıdır?) diyenler oluyor. Allahü teâlâ, insanların faydasına olması için, o zamandaki insanlara itikatta aynı, amelde değişik dinler göndermiştir. Şu demek oluyor ki Hazret-i Âdem’den beri gönderilmiş olduğu dinler, itikatta aynı, amelde farklıydı. Resulullah da insanların durumuna gore değişik hükümler bildirmiştir. Örneğin birine (Vücuttan kan çıkması abdesti bozar) derken, bir başkasına (Bozmaz) demiştir. Kıyamete kadar gelecek olan, her coğrafyadaki, her iklimdeki, her yaşlarındaki ümmetine kolaylık olan bu şekilde hükümler çoktur. Bunu Allahü teâlâ Peygamberine bildirmiş ki, o da ümmetine bildiriyor. Resulullah da, değişik ictihadların, değişik mezheplerin meydana gelmesini istemiş, (Âlimlerin değişik ictihadları, [mezheplere ayrılmaları] rahmettir) buyurmuştur. (Beyheki)

Bir mezhebin hükmüne uyan, Tanrı’ın ve Resulünün emrine uymuş olur. Ehl-i sünnet âlimlerinin Kur’an ve hadisten çıkardığı hükümleri, Tanrı’ın ve Resulünün emri olarak kabul etmelidir.

Bir önceki yazımız olan "İslam peygamberi" demek başlıklı makalemizde demek ve peygamberi hakkında bilgiler verilmektedir.

9 defa okundu

Kontrol Et

Kibir, tevazu ve ucub

Views:0 Bir önceki yazımız olan Kanaat etmek başlıklı makalemizde etmek ve kanaat hakkında bilgiler verilmektedir. …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

escort beylikdüzübeylikdüzü escortescort beylikdüzüescort beylikdüzüistanbul escort