Anasayfa » Ahlak bilgileri » Övmek ve övünmek

Övmek ve övünmek

Views:
2

Sual: Haklı olarak birini yüzüne karşı övmek uygun mudur?
CEVAP
Haklı olarak da birini yüzüne karşı övmek, onun felaketine sebep olabilir. Bundan dolayı sevilmiş olduğu kimseyi övmek, aşırılığa kaçar ve yalan karışabilir. Sevmediği kimseyi övmekte ise riya olabilir.

Kimi zaman bir kimseyi övmekle, övülen kimse sevinir, kendini beğenir, insanoğlu beni örnek alsın diye gösterişe kapılabilir. Kendini öteki insanlardan üstün görebilir. Oysa kendini aciz, tamamlanmamış, günahkâr gören, kibirlenemez, salih amel işlemeye ve haramlardan daha oldukça sakınmaya çaba eder. Kendisini başkalarından üstün gören kimse ise, tüm faziletlerden yoksun kalır. Övülen kimse, kendisinde bir şeyler bulunduğunu zanneder. Resulullah efendimizin yanında birisini övdüler. Övene, (Onun boynunu kestin, duyarsa iflah olmaz) buyurdu. (Buhari, Müslim)

Birini övmek, onun kibirlenmesine sebep olabilir. Kibir ve ucub ise, insanı helak eder. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Din kardeşinden bir ihtiyacını isterken onu övmekle söze başlamayın. Bu şekilde meydana getiren onun belini kırmış olur.) [İbni Lal]

(Birbirinizi övmekten sakının. Bundan dolayı övmek onu boğazlamaktır.) [İbni Mace]

(Kişiyi yüzüne karşı övmek, onu boğazlamaktır.) [İ. Ebiddünya]

Bizi öven bizlere iyilik etmiş olmaz. Bizi arkadan hançerlemiş olur. Onun için övenlerin sözlerine saygınlık etmemeli. İki hadis-i şerif meali:
(Meddahların [herkesi övenlerin, yağcıların] yüzüne toprak saçın!) [Müslim, Tirmizi]

(Meddahların ağzına toprak atın.) [İbni Hibban] (Toprak saçmak, onu aşağı bilmek, sözlerine kıymet vermemektir.)

İyileri övmek uygun olmayınca, fâsıkları, kısaca açıktan günah işleyenleri övmek asla uygun olmaz. Bir hadis-i şerif meali:
(Fâsık övüldüğü süre Allahü teâlâ gazaplanır.) [İbni Ebiddünya, Beyheki]

Bizi övenlerin tesiri altında kalmak da uygun değildir. İnsanların övmesiyle, yermesini bir kabul edenler makbul insanlardır. Birisini eleştiri ettiğiniz süre üzülmüyor, haktan ayrılmıyorsa, övünce de sevinmiyorsa, o kimse salih biridir. Hazret-i Ömer, kendisini öven birine, (Beni de, kendini de helak mı edeceksin) buyurdu. Bir âlim de, kendini yüzüne karşı övene buyurdu ki: (Beni niçin övüyorsun? Öfkeli iken deneyim ettin de beni halim selim mi buldun? Benimle seyahat ettin de iyi biri olarak mı gördün? Bana bir emanet verdin de buna riayet ettim mi? Bilmediğin kimseyi iyi mi översin?)
Övülmeyi sevmek felakettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Övülmeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kusurlarını görmez olur. Doğru sözleri, verilen nasihati işitmez olur.) [Deylemi]

(Din işlerine, insanların sizi övmeleri arzusunu karıştırmaktan sakının. Sonrasında amelleriniz boşa gider.) [Deylemi]

(Cennetin sonsuz nimetlerini isteyen, övülmekten hoşlanmasın.) [Deylemi]

Bir insan için ölüm anı mühimdir. Doğrusu imanla gitmek mühimdir. Ölürken imanla gitmeyen kimseyi hayatında övmek neye yarar? Kendimizi övmek, övenlere ses çıkarmamak, bilmediğimiz insanları övmek uygun olmaz. Allahü teâlâ, bizlere inanç şeklinde büyük bir nimet kayra etmiştir. Bununla övünebiliriz. Sadece son nefese kadar bu imanı muhafaza edip etmeyeceğimiz belli değildir. Bunun için daima korku içinde yaşamak, haramlardan kaçmak, dinimizin tüm emirlerini yapmak ve Tanrı’ın rahmetinden umut kesmemek gerekir.

İlmin yararını görmek için
Sual:
İlmi hangi maksatla öğrenmeli ki yararını görelim?
CEVAP
İlmi, yalnız Tanrı rızasını kazanmak için öğrenmek gerekir. Başka maksatlarla öğrenmek, caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim âlimlere övünmek, sefihlerle, cahillerle, aklı noksan olanlarla münakaşa etmek, onları susturmak, insanların teveccühünü kazanmak için ilim öğrenirse, Allahü teâlâ onu Cehenneme atar.) [Tirmizi, İbni Mace]

(Âlimlere övünmek, sefihlerle savaşım etmek maksadıyla ilim eğitim etmeyin! Toplantılarda ilimle üstünlük taslamayın! Bu şekilde yapanın gideceği yer, Cehennemdir Cehennem.) [İbni Mace]

İlmi yukarıda bildirilen maksatlarla öğrenmek caiz olmadığı şeklinde, Tanrı rızası için öğrenip de yukarıdaki maksatlarla kullanmak da caiz değildir. İlmi ile övünmek de Tanrı rızasına aykırıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kavim çıkar, Kur’an okuyup “Kim bizlerden daha iyi bilir? Kim, bizlerden daha çok fıkıh bilgisine haizdir?” der. İşte bunlar, Cehennem yakıtıdır.) [Taberani]

(Vallahi bir süre gelecek, insanoğlu Kur’anı öğrenecek ve okuyacaklar. Sonrasında, “Biz okuduk, öğrendik. Bizlerden hayırlı daha kim var?” diyecekler. İşte onlar Cehennem odunudur.) [Taberani]

Bu hadis-i şerifler, bilimsel ile övünmenin caiz olmadığını göstermektedir. İlmi ile övünen kimselerle tartışmak asla uygun değildir.

Afetlerin en büyüğü
İlmi ile kibirlenmek, afetlerin en büyüğüdür. Hastalıkların en ağırı ve tedaviyi en zor kabul edeni bilimsel ile kibirlenmektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimin afeti, kendini büyük görmesidir.) [İ. Gazali]

Bir şeyler bilen kimse, kendini büyük, bu tarz şeyleri bilmeyenleri de hakir, aşağı görür. Onlardan daima saygı, hizmet bekler. Başkalarını aşağı görmüş olduğu için, onların halinden endişeye düşer. Bu şekilde kimseler bilimsel arttıkça, daha oldukça tehlikeye düşer. Fakat tevazu ehlinin bilimsel artarsa, tevazuu da artar. (Tanrı’tan sadece âlimler korkar) âyet-i kerimesi, tevazu ehli âlimleri bildirmektedir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette en şiddetli azap, bilimsel kendine yarar vermeyen din adamınadır.) [Beyheki]

(Cehennemde azap çekenlerden bazılarının yaydıkları fena kokular, diğerlerine alevden daha çok azap verir. “Sen ne günah işledin ki, öyleki kirli koku çıkarıyorsun?” diye sorulunca, “Ben din adamı idim. Bildiklerimi yapmazdım”der.) [İ. Ahmed]

Kendinden aşağı olanlara, fâsıklara ve facirlere karşı da kibirli olmamalıdır. Bir âlim, cahili görünce, (Bu, bilmediği için günah işliyor. Ben ise bilerek günah işliyorum) demelidir. Bir âlimi görünce, (Bu benden daha oldukça biliyor ve ilim ve ihlas ile amel ediyor. Ben bu şekilde değilim) demelidir. Kendinden yaşlısını görünce, (Bu benden daha oldukça yakarma etmiştir) demelidir. Gençleri görünce (Bunların günahı azca, benim günahlarım oldukça) demelidir. Kendi yaşındakini görünce, (Ben kendi günahlarımı biliyorum, onun ne yaptığını bilmiyorum) demelidir. Bir bid’at sahibini yada gayrimüslimi görünce, (İnsanın hâli son nefeste belli olur. Bu bir ihtimal hidayete kavuşabilir. Acaba benim hâlim ne olacak?) demeli, bunlara kibretmemelidir.

İnsanın kendi günahlarını unutmaması ve son nefesinin iyi mi olacağını düşünmesi gerekir. Ahirette kimin kimden üstün olacağı, dünyada kati olarak bilinemez. Nice din adamı, kâfir olarak can vermiştir. Nice kâfirlere de inanç ile can vermek nasip olmuştur. O halde, asla hiç kimseye Cehennemlik, kendine de Cennetlik dememelidir.

Fâsık ve bid’at sahiplerine buğzederken kibirden sakınmalıdır. Bu da kızmayı kendi için değil, bunu emreden Allahü teâlâ için yapmakla ve kızarken kendini selamette, karşısındakini helakte görmemekle olur. Sözgelişi; bir kimse, çocuğunu, hizmetçisi ile bir yere gönderirken, çocuk kabahat işlerse, darılmasını, hatta dövmesini emreder. Bu da, çocuk kabahat yapınca, onu döver. Fakat döverken, babasının yanında kendinin çocuktan daha kıymetli olmadığını da bilmektedir. Ona kibredemez. Müminin kâfiri sevmemesi, buna benzemektedir. Allahü teâlâ müminlerin kendilerinin değil, imanlarının üstün bulunduğunu bildirdi. İman kimde bulunursa, o üstün olur. Sonsuz üstünlük ise, son nefeste belli olur.

Nimetlerle övünmek
Sual:
Tanrı’ın verdiği nimetleri, başkalarına bildirerek övünmek uygun mudur?
CEVAP
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın verdiği nimetleri bildirmek, bunlara şükretmek olur.) [Beyheki] Övünmek haramdır. Kendindeki iyilikleri, nimetleri, kendinden bilirse, Allahü teâlânın verdiğini düşünmezse, övünmek olur. Doğrusu (Tezkiye-i nefs) olur. Bu nimetlerini Allahü teâlâdan geldiğini bilir, kendinin kusurlu bulunduğunu düşünürse, (Şükür) olur.

Babası ile övünmek
Sual:
Kendi yaşayışları uygun olmayan kimselerin babaları ile ve dedeleri ile övünmeleri uygun mudur?
CEVAP
Babaları ile, dedeleri ile övünmek ve tekebbür etmek, cahillik ve ahmaklıktır. Kabil, Âdem aleyhisselamın oğlu idi. Yam da, Nuh aleyhisselamın oğlu idi. Babalarının Peygamber olması, bu tarz şeyleri küfürden kurtarmadı. İnsanın övündüğü dedeleri, bir avuç toprak oldu. Onların salih olmaları ile övünmemeli, onlar şeklinde salih olmaya, onların yolunda bulunmaya çalışmalıdır!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Atalarınız ile övünmeyi terk edin.) [Ebu Davud]

(Bir kimsenin kendi fena ise, ahirette nesebinin [soy-sopunun] üstünlüğü ona yarar vermez.) [Taberani]

Bigün iki şahıs birbirine üstünlük taslayarak biri, “Ben falancanın oğlu filanım. Ya sen kimsin?” dedi. Bunun üstüne Peygamber efendimiz aleyhisselam buyurdu ki:
(Hazret-i Musa’nın yanında iki şahıs birbirine karşı övünmeye başladı. Biri ecdadını 9 göbek geriye doğru saydı. Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya, Ona söyle, iftihar etmiş olduğu 9 şahıs Cehennemdedir. Kendi de onuncusudur” diye vahyetmiştir.) [İ. Ahmed]

İltifat değil gerçek
Sual:
Bir dost, öteki arkadaşı takdir edip övünce, övülen dost, övene (iltifatınıza teşekkür ederim) diyor. Diğeri ise ben iltifat yapmadım gerçeği söyledim diyor. İltifat gerçek değil mi?
CEVAP
İltifat; ilgilenmek, saygı göstermek, birinin hatırını sormak, nazik ve yumuşak hareket etmek, teveccüh göstermek, gönlünü hoş etmek şeklinde anlamlara gelir.

Bilhassa dini bilgilerden uzak kimseler içinde iltifat, yalandan takdir etme anlamında kullanılıyor. Takdir etmenin gerçeği de olur, yalanı da olur. Fakat müslüman takdir ederken doğru söyler. Doğrusu Müslümanın takdiri gerçektir. Bu bakımdan iltifat değil gerçektir sözü kültürümüze uygun değildir. Yabancılardan geçmiştir.

Sual: Beş zaman namazını kılan bir kimsenin, yalnız cuma namazlarına gidenleri ölçü alarak, ben onlara bakılırsa daha iyiyim demesi dinen uygun olur mu?
Yanıt: Peygamber efendimiz, mevzu ile ilgili bir hadis-i şeriflerinde buyuruyorlar ki:
(O hiç kimseye bakma ki, dinde senden aşağıdır, zira kendini beğenip, helak olursun. Dinde senden yukarısına bak ki, senden hayırlıdır. Malı oldukça olana bakma ki, Allahın kısmetine gadab edersin. Şu hiç kimseye bak ki, yiyeceğini zahmet çekerek alın teri ile hazırlar, o süre da, Hak teâlânın sana verdiği nimete şükredersin.)

Bir önceki yazımız olan Öfkesini yenmek başlıklı makalemizde ofkesini ve yenmek hakkında bilgiler verilmektedir.

6 defa okundu

Kontrol Et

Gayri müslimlerin yemeklerini yemek

Views:1 Sual: Hristiyan hanımefendileri, pişirdikleri yemekten bizlere getiriyorlar. Ikimiz de bu yiyecekleri yiyoruz. Bazıları gayrmüslimlerin …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

escort beylikdüzübeylikdüzü escortescort beylikdüzüescort beylikdüzüistanbul escort