Şeytan ve deist

Sual: Şeytan, Tanrı’ın varlığını, Cenneti ve Cehennemi biliyor. Tanrı’ın emrini beğenmediği için lanetlenmiştir. Deist denilen dinsizler de, bir yaratıcının varlığına inanıyorlar, fakat onun emirlerini kabul etmiyorlar. Bunların şeytandan farkları var mı?
CEVAP
Dînî yönden deistin, ateistten ve şeytandan hiçbir farkı yoktur. Ateist, (Tanrı diye bir şey yoktur, evren kendiliğinden olmuştur, Tanrı’nın ateşi de, azabı da yoktur) diyor. Deist, (Koca evren kendiliğinden iyi mi var olur? Elbet bir yaratıcısı vardır, sadece, Tanrı robot benzer biçimde bir şeydir, hiçbir şeye karışmaz) diyor. Şeytan da, (Tanrı, Aden ve Cehennem vardır, fakat Tanrı’ın emri yanlıştır) diyerek emirlere ve yasaklara riayeti doğru bulmuyor. Neticede deist, ateist ve şeytan aynı yoldadır.

Deist, hayâlindeki bir ilaha, robot benzer biçimde bir varlığa değil de, her şeye gücü yeten, emrine uymayanları şiddetli şekilde cezalandıracak olan bir ilaha inansaydı, Allahü teâlânın emirlerine uyar, yasaklarından kaçardı. Bu bakımdan deistin (Kâinatı yaratan bir ilah var) demesinin asla önemi yoktur. O, hayâlindeki robot benzer biçimde bir şeye ilah diyor. Deist, ateiste gore daha akmaktır. Zira insanoğlu bile, kolay bir makine yapsa, içine kullanma emirini koyar. Bir ilacın, iyi mi ve ne kadar kullanılacağına dair prospektüs denilen bir tarifesi olur. Kâinatı ve insan benzer biçimde çok büyük bir varlığı yaratıp da, bunların ne yapacağına dair bir kullanma talimatı olmaz mı? Başıboş bırakır mı asla? Deist de, ateist benzer biçimde aklını kullanamıyor, öldükten sonrasında dirilmeye inanmıyor. Yoktan yaratılabilen bir şeyin öldükten sonrasında yine yaratılamayacağını ve âhirette bir hesaplaşmanın olamayacağını sanmak kadar büyük ahmaklık olur mu? O şeyi yoktan yaratan, onu yine yaratamaz mı? Bu, doğduğuna inanıp da, öldüğüne inanmamak benzer biçimde bir şeydir. Asla yoktan yaratabiliyor, fakat yaratılan şey ölürse, onu yine yaratamamak, aklın kabul edeceği bir şey midir? Hâlbuki ilk başta yoktan yaratmak daha oldukça kolay midir?

Bir canlıyı, bir buğday tanesini yaratmaktan âciz olan kimsenin, canlı cansız her şeyi, doğrusu koskoca kâinatı yoktan yaratanın, insanları yine diriltemeyeceğini sanması ne büyük aptallıktır! Ebedî azaba mâruz kalmamak için, aklını kullanmalı ve aklın gereğini yapmalıdır.

Aklın gereği, inanç edip Müslüman olmak ve böylece dinimizin buyruk ve yasaklarına uymaktır. Müslüman olmak, insan olmanın da şükrüdür. Şükrü yapılmayan nimet elden çıkar. Kâfir olarak ölenler, yarın âhirette hesaptan sonrasında hayvanların toprak edildiğini görünce, (Keşke ikimiz de toprak edilseydik) diyeceklerse de, pişmanlıkları yarar vermeyecektir. Bu gerçeği düşünüp, toprak olmayı, doğrusu yok olmayı isteyecek duruma düşmemelidir. Hâşâ dirilmek küçük bir ihtimal bile olsa, aklı olan, bu ebedî azaba düşmemek için iyi mi önlem almaz?

Bir önceki yazımız olan Fâtiha okurken düşünmek başlıklı makalemizde fatiha, okurken ve unmek hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol Et

Şık ve güzel giyinmek

Sual: Zenginin eski elbise giymesi uygun mudur?CEVAP Resulullah efendimiz, eski elbiseli birine, (Malın yok mu?) …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.